nükteler ve HİKAYELER                      

Gitmedim Ama Yaklaştım

Bir mecliste adamın biri, gezdiği memleketlerin çokluğuyla
övünmeye başlar. Kendisine
"0 halde coğrafyayı iyi biliyorsun" dedikleri zaman şu cevabı verir:
Oraya henüz gitmedim, ama yaklaştım!

 Bir Lira Efendim

Otelci ile müşteri aralarında konuşurlar. Müşteri der ki:
" Bir oda istiyorum. "
" Peki. Ama bizim odalar iki kısımdır. Bir kısmının kirası ayda iki, bir kısmının üç liradır."
" Aralarında ne fark var? "
" Bir lira efendim! "

 Elbette Hazırdır

Efendi ile uşak konuşur:
- Himmet! musluğa sıcak su koy demiştim. Hazır mı?
- Sıcak suyu daha dün koymuştum. Elbette hazırdır.

 Hepsi Yazılıydı

Efendi sonar:
- Oğlum! Sobanın içine attığın kâğıtlar nasıl kâğıtlardı.İnşallah, masada duran hesap pusulalarını ateşe
atmamışındır?
- Merak etmeyin. Hiç ben beyaz kâğıtlara dokunur muyum? Hepsi yazılıydı.

 Karanlıkta Nasıl Göreyim?

Efendi (Bir gece yazı yazarken)
- Himmet! Sofaya çık da bak. Hava nasıl?
- Peki efendim. (Şamdanı alır)
- Oğlum, şamdanı nereye götürüyorsun?
- Havaya bak demediniz mi? Karanlıkta nasıl göreyim?

 Birer Birer Yakıp Kontrol Ettim

Efendi sorar:
- Kibrit ısmarlamıştım. Aldın mı?
- Aldım efendim.
- Şimdi taklit kibritler çoğaldı. Çakıyorsun çakıyorsun ateş almıyor. Dikkat etseydin de taklidi olmasaydı.
- Hayır değil efendim.
- Nasıl anladın?
- Birer birer yakıp kontrol ettim!
Sana Mı Dedi Bana Mı?
Efendinin biri, uşak bir yazılı kağıt verip
"Al şunu fılan efendiye götür. Cevabını al getir" der. Uşak çıkar gider. Geldikten soma efendi der ki:
" Cevap getirdin mi? "
" Vermedi ki getireyim. "
" Kâğıdı vermedin mi? "
" Hayır, cebimde duruyor. Yalnız cevap istedim. "
" Sen cevap isteyince o sana ne dedi? "
" Yüzüme baktı baktı "Hay ayı hay" dedi. Ama sana mı dedi bana mı orasını bilemem. "

 Yıkasın Diye Getirdim

Adamının birinin son derece tembel bir kölesi vardır. Bir gün bazı şeyler alması için efendisi kendini gönderir. Saatlerce gecikir. Sonunda hiçbir şey almadan gelir. Efendinin sabrı tükenir:
" Oğlum. Sen edam olmayacaksın. Ellerin kölelerine bakıyorum da imreniyorum. Efendileri bir iş emretse iki iş birden yapıyorlar." diye azarlar.
Bir iki gün sonra efendi hastalanır. Köleyi hekim çağırmaya gönderir. Köle hekimle birlikte başka bir adam daha alır gelir." Efendi hekimin yanında yabancı birini görünce
" Bu kimdir?" diye sorar
" Efendim, sen bana ellerin köleleri iki işi birden görüyorlar dememiş miydin? İşte ben de öyle yaptım. Bu adam ölü yıkayıcıdır.Şayet hekimin ilaçları fayda vermeyip ölecek olursan seni yıkasın diye getirdim

 Ben De Öyle Yapacaktım

Köylünün biri gittiği şehirde merkebini çaldırır. Araştırırlar ama bulamazlar. Hayvanı her kim çalmışsa, getirip teslim ettiği takdirde ikram edeceğini, getirmediği takdirde bir zamanlar babasının yaptığının aynısını yapacağını tellal yoluyla ilan ettirir. Hırsız ilanı işitince korkar ve getiri merkebi teslim eder. Daha soma babasının yaptığı muamelenin ne olduğunu sorar. Köylü der ki:
" Bir zamanlar babam da eşeğini çaldırmıştı. Ele geçiremeyince semerini omzuna vurduğu gibi köye dönmüştü. Sen merkebimi getirmeseydin ben de öyle yapacaktım.

 Köpekleri Salıvermişler

Köylünün biri, bir şehre girerken köpekler hücum eder. Taş atıp köpekleri kovalamak için kaldırım taşlarına sarılır. Çıkaramayınca şöyle konuşur:
" Burası ne acayip memleket! Taşlan bağlayıp köpekleri salmışlar!

 Ne İnekler Feda Ettim

Oğlunun okuması için hayli masraf ettiği halde çocuğun hiçbir şey öğrenemediğini gören köylü, büyük bir ümitsizlik içinde :
"Ah, şu bir tanecik öküz için ne inekler feda ettim" der.

 Beni Çocuklardan Kurtarırlar

Cevat şöyle demektedir. Bir öğretmen gördüm. Yanında biri uzun biri kısa iki değnek, bir top, bir cirit, bir boru, bir davul vardı. Bunların ne olduğunu sordum. Dedi ki: Okulumuzda yaramaz çocuklar çoktur. Birine "Oku dersini" diyecek olsam sözümü dinlemez, ben de önce kısa değnek ile vururum. Uzaklaşır; sonra uzun değneği yetiştiririm. Kaçar, o zaman topu ciride koyup atar, başını yararım. 0 zaman arkadaşları harekete geçip başıma üşüşürler.Dövmeye başlarlar. Ben de çaresiz kalarak davulumu boynuma, borumu elime alır çalmaya başlarım. Hengameyi duyan mahalle halkı koşup gelirler. Beni çocukların elinden kurtarırlar.

 İyi Bir Şey Olsaydı Cennetten Çıkmazdı

Okulda dayak yiyen bir çocuk, babasına öğretmenini şikayet etmiş.Babası
"Oğlum! Dayak cennetten çıkmıştır" deyince zeki çocuk şu karşılığı verir:
" İyi bir şey olsaydı cennetten çıkmazdı! "

 Ben Yazmadım

Baba oğluna der ki:
" Bak şu okuldan aldığın karneye! Hepsi zayıf, içinde bir ta-ne iyi yok. Utanmıyor musun?
Çocuk cevap verir:
" Babacığım! Bana niçin kızıyorsun? Onları ben değil, öğretmen yazdı.

 Günler Uzadı

Bir gün kaç saattir?
- Yirmi beş.
- Yirmi beş mi? Hiç öyle şey olur mu?
- Efendim geçenlerde günlerin bir saat uzadığını söylemediniz mi?

 Ağzını kapalı tutamazdı

- Hazreti Nuh'un gemisine zeytin dalını getiren güvercin dişi miydi erkek miydi?
- Erkek.
- Nereden bildin?
- Dişi olsaydı uzun süre ağzını kapalı tutamazdı.

 Ölmek Gerekir

Din dersinde öğretmen sorar:
- Söyle bakayım çocuğum, cennete gitmek için ne gerekir?
- Ölmek gerekir.

Benden Kuvvetli

Babası oğluna sonar: "Öğretmen seni her gün niçin dövüyor?"
" Benden kuvvetli de onun için. "

Mezarlığa

Din dersinde öğretmen sorar:
" Bir insan öldükten sonra nereye gider? "
" Mezarlığa. "

 

 

 BEN DE TASDİK EDERİM

Ahmak bir adamın eline " Kıyafet ilmi " ne dair bir kitap geçer. Okurken şöyle bir yazı görür:
"Bir adamın başı küçük, sakalıyla boyu uzun olursa aklı az olur."
Meğer herifin de (kitabın tarif ettiği gibi) başı küçük, sakalıyla boyu uzundur, kendisini bu tarifin dışına çıkarmak ister. Ne yapması gerektiğini düşünür. Başını büyültmenin imkanı olmadığı gibi, boyunu kısaltması da mümkün değildir.
"Bari sakalımı olsun küçülteyim" diyerek şamdanı eline alır. Bir eliyle de sakalının yarısını tuttuktan sonra ikinci yarısını mumun alevine yaklaştırır. Birazı yanıp da sıcaklık parmaklarının uçlarına dokununca elini çeker. Yüzü cascavlak kalır. Bunun üzerine hokkayı kalemi eline alarak kitabın kenarına şundan yazar:
"Bunun gerçek olduğu üzerimde yaptığım deneyle anlaşılmıştır. Dolayısıyla ben de tasdik ederim!"

 Bana Yakışıyor Mu?

Adamın biri satın almak istediği evi gezerken arkadaşların-dan birinin geçtiğini görür. Başını pencereden çıkarıp sorar:
"Yahu! Nasıl, bu ev bana yakışıyor mu?"

 Bu Sıcakta İnsan Donar Mı?

Ahmağın biri oldukça soğuk bir havada hamamda yıkanırken öte tarafta iki kişi, bir adamın soguktan donduğunu konuşurlar. Bunu işiten ahmak sorar:
" Fesuphanallah! İnsan bu sıcakta hiç donar mı?

 Düştüğü Gibi Öldü

Bir mecliste aşıdan ve bu sayede çocukların ölümden kurtulduğundan söz edilir. Ahmağın biri :
"Adam sen de. Ben bir çocuk biliyorum ki aşılandığının ikinci günü öldü!" der.
"Nasıl?" diye sorarlar. Ahmak şu cevabı verir:
"Aşılandıktan bir gün sonra bir ağaca çıkmıştı. Düştüğü gibi öldü!

 Saçlarına Bir Şey Olmamış

Adamın biri hem ahmak hem lafazandır. Sakalı süt gibi beyaz olmasına rağmen saçına hiç ak düşmemiştir. Bir mecliste bu adamın saçıyla sakalı arasındaki bu farkın neden kaynaklandığı konuşulur.
Zariflerden biri der ki:
- Bunda bilinmeyecek ne var? Bir şey çok kullanılırsa elbette ki çabuk eskir. Bunun da çenesi çok kullanıldığı için eskiyip ağarmış. Beyni ise hiç kullanılmadığı için saçlarına bir şey olmamış!

 Tecrübe Edeceğim

İhtiyar bir adam, bir karga satın alır.
"Kargayı ne yapacaksin?" diye sorarlar. İhtiyar
"Karga üç yüz yıl yaşar diyorlar. Bakalım öylemidir. Tecrübe edeceğim" der.

 Nasıl Belli

Bir kocakarıya taşrada bulunan oğlundan mektup gelir. Götürüp birine okutur. Adam cahilin biri olduğu için kekeleyerek okur. Meğer kocakarının oğlu da kekemedir. Adam mektubu okurken kadın şöyle der:
- Ah bizim oğlanın mektubu olduğu nasıl da belli!

 Zarar Mı Edeyim?

Ahmağın biri sokakta giderken bir kesik mecidiye bulur. Üç kuruş eksiğine harcar. Birkaç gün soma yine böyle kesik bir altın bulur.
"Seni de alayım da üç kuruş zarar mı edeyim" diye fırlatır atar.

 İkisini Birden Yapayım

Abuzer bir gün ölüm döşeğinde bulunan bir hastayı sormaya gider. Hal hatır sorduktan sonra evdekilere teker teker başınız sağ olsun demeye başlar.
"Ey oğul! Hasta henüz sağ. Daha ölmedi ki baş sağlığı dileyesin" diyenlere şu cevabı verir:
"Öyle ama ben her zaman buraya gelemem. Hazır gelmişken iki görevi birden yapayım! "

 Ziyan Olmasın

Cimrinin biri, bir gece hastalanır. Hekim getirirler. Hekim hastayı muayene ettikten soma
"Artık bunda limit yok" deyince hasta başını kaldırır ve yanındakilere der ki:
"Öyleyse mumu söndürünüz. Ziyan olmasın! "

 Bir Gün Önce İstiyorum

İki arkadaş aralarında konuşur:
- Bana bugün bir lira ödünç verebilir misin? Gerçi bugün ihtiyacım yok.
- Öyleyse neden şimdi istiyorsun?
- Senden ne zaman para isteyecek olsam "Bugün yok, dün isteseydin verirdim" dersin de onun için bu sefer bir gün önceden istiyorum.

 Yerinde Dursun Getirme

Mirasına konduğu amcasını mezara koyduktan soma birkaç hem pasıyla birlikte birahaneye düşen bir mirasyedi ile biracı arasında şu konuşma geçer.
- İyi bir an var mı?
- Ne demek! En güzeli var. 0 kadar tane ve serin ki ölüyü diriltir.
- Aman öyleyse yerinde dursun. Getirme.

 Şu Çapkın Kimdir?

Geçkin sarhoşun biri, yolda giderken kusarak sokağın ortasında yatar kalır. Bir köpek gelir, herifin ağzını, yüzünü yalamaya, diğer bir köpek de karşısına geçip havlamaya başlar. Sarhoş gözünü açıp manzarayı görünce yüzünü yalayan köpeğe
"Biliyorum, sen benim eski kafadan mısın. Ancak şu karşıda durup taşkınlık yapan çapkın kimdir?" diye sorar.

 İki Sarhoşun Arasına Mı Girerdim?

Bir meyhanede iki sarhoş kavga ederken yatıştırmak için bir başkası aralarına girer. Derken bunlardan birinin fırlattığı kadeh başına rast gelir ve başını yaralar. Etrafındakiler
"Beynine bir zarar oldu mu?" diye sorarlar. Adam şöyle cevap verir:
"Beynim yok ki zararı olsun. Hiç , beynim olsaydı iki sarhoşun arasına girer miydim?

 Seksene Varırdın

Bir mecliste işret müptelalarından birine içkinin kötülüklerinden, özellikle insanın ömrünü azaltacağından bahsedilir, içkiden vazgeçmesi istenir. Ayyaş
"Ben küçük yaşımdan beri içerim. Ham dolsun vücudum sapa sağlamdır. Yaşımda altmışı geçiyor. Eğer dediğiniz gibi içki ömrü azaltmış olsaydı bu kadar yaşamazdım."
Orada bulunan ahmağın biri demiş ki:
"Ne biliyorsun birader! İçki içmemiş olsaydın şimdiye kadar altmışı değil, yetmişi geçer, seksene varırdın"

 Vasiyetnamesini Yazmalıdır

Bir mecliste sağlığın korunmasıyla ilgili olarak sohbet edilirken biri
"İnsan bir hastalığa yakalandığı zaman doktor gelinceye kadar ne yapmalıdır?" diye sorar. Orada bulunan zarif birisi şu cevabı verir:
"Vasiyetnamesini yazmalıdır."

 Eczanenin İçine Düştü

Her hastalığı su ile tedavi etmeyi kendine adet haline getiren bir gemi doktoru, bir gün denize düşer. Bunun üzerine kaptan der ki:
"Bizim doktor eczanesinin içine düştü!"

 Birincisi Dursun

Doktorun biri, bir hastaya acı bir ilaç verir. Hasta ilacın acılığını bildiği için
"Aman, ben o ilacı içemem! Bilirim, zehir gibi bir şeydir" der. Doktor :
"0 acılık yalnız ilk kaşıktadır. İkinci, üçüncü kaşıkta hiç acılık duyulmaz" deyince hasta şöyle konuşur:
"Öyleyse ikinci üç

                                                                                                                                                                                                 yilmazozturk_57@hotmail.com